Türkülerin yaşamımızda ayrı bir yeri vardır; sevinçlerimizi, hüzünlerimizi, özlemlerimizi, isyanımızı ve sevgimizi hep türkülerle dile getirmişizdir.
Öyküsünü gerçek yaşamdan aldığından, yakılan her türkü kuşaktan kuşağa aktarılarak yaşam bulmaya devam etmiştir. Gerçek yaşam öyküsü olan türkülerimizden kimilerini zaman zaman bu köşeden paylaşacağız.
İBRAHİM SEVRAN TÜRKÜSÜ
Yağmurlu Kale Köyü'nde yaşayan Osman Ağa'nın oğlu İbrahim Sevran; cesur ve yiğit bir delikanlıdır. 1850’li yıllarda Ticaretle uğraşan İbrahim Sevran, deve katarlarıyla eşyalarını taşımaktadır. Yolu Ankara'nın Beypazarı ilçesinden geçer İbrahim Sevran’ın. Onun ticaretinden hoşnut olmayan diğer tüccarlar, Beypazarı yakınlarında etkin olan Çerkezler’le işbirliğine giderek ona bir tuzak kurarlar. Bu arada Çerkezler’in İbrahim Sevran’ın kır atından da gözleri vardır zaten.
İbrahim Savran, Beypazarı yakınlarında konakladığı sırada kendilerini takip eden yöredeki Çerkezler’den huylanır. Bir süre sonra şüphelendiği şey başına gelir; Çerkezler İbrahim Sevran’ı ateş altına alırlar. İbrahim Sevran’ın o sıralar altıpatlar bir tabancası vardır, develerin yükünü siper alarak silahıyla onlara karşılık verir; ancak kalabalık olan Çerkezler’in saldırısı sonucu öldürülür. Çerkezler, sahip olmak istedikleri kır atı da alıp kaçarlar. Acı haber Kaleköy’e çabuk ulaşır. İbrahim Sevran için günlerce ağıt yakılır. Onun için yakılan ağıtlar dilden dile dolaşır. İbrahim Sevran için yakılan Kırat ağıdının bir bölümü Ürgüplü Refik Başaran tarafından plağa kaydedilir.
Gezdir oğlan gezdir kır atı gezdir
Kır atın alnına maşallah yazdır
Götür nalbanta da nalını düzdür
Kır atım kır atım benli kır atım
Canım kır atım malım devletim
Kır atın üstü de bir ulu yayla
Nideyim arkadaş kaderim böyle
Varınca pedere doğruyu söyle
Kır atım kır atım benli kır atım
Canım kır atım malım devletim
İleri durulur da geri durulmaz
Altı patlar ile düşman vurulmaz
Bu can verilir de kır at verilmez
Kır atım kır atım benli kır atım
Malım devletim canım servetim
Davranı da emmim oğlu davranı
Kurtbeli’nden gelir yükün kervanı
Deli gönlüm dinlemiyor fermanı
Kır atım kır atım benli kır atım
Binerim üstüne artar şöhretim
Kurtbeli’nden aşar bizim yolumuz
Beypazarı meskenimiz elimiz
Gurbet elde kaldı garip ölümüz
Kır atım kır atım benli kır atım
Canım servetim malım devletim